Zaafiyetli Sosyal Kimliklerimiz



Oldum olası, günce tutmayı becerememişimdir. Birkaç deneyimlememde, ne yazacağım ki; ne oldu ki; benim bugün yaşadıklarım kimin umurunda? Benzeri şeylerin beynimi kemirmesi yüzünden vazgeçmişimdir.

Kimileri, yaptıklarını öyle güzel ballandıra ballandıra anlatıyorlar ki, sanırsınız hayatta bireysel devrimler gerçekleştiriyor. Son zamanlarda bütün yaşanmışlıklarımızı not düştüğümüz sosyal medya araçları ve bloglar; bu dili ballı ama kişilikleri derin zaafiyetli insanların; dünyanın en büyük yıldızlarıymış gibi havalara bürünmelerini sağlıyor. Kendi yarattıkları yalan dünyalarında, gerçekte olmak isteyip olamadıkları her kişilik olabiliyorlar. Bütün kimlikler onların varsayımları çerçevesinde, ayaklarının altına serilmiş gibi. Oysa, gerçek hayatta gördüğünüz o kişiler, sümüğünüzü bile atmayacağınız yaratıklardır.

Bilinçsizlik. Bilgisizliğin getirdiği, elde avuçta olmayan özelliklere özenti halleri, kendi odalarına kapanıp, alaca karanlıkta düşlerini şekillendirmeleri sonuçu, bilinçsizliği yaratıyor. Eskiden söylenen bir söz vardı: "Biliyorsan konuş alim desinler; bilmiyorsan sus adam desinler!" Unutuldu, küflendi, uçup gitti. Bilgili olmanın sahiplendiği değer, övünebildiğin kadar övün, böbürlenebildiğin kadar böbürlen, olmadığın şey olduğunu sansınlar; davranışına devredildi. Sahip olmadığı bilginin, sanal hükümranlığında, cehaletin sarhoşluğunu yaşayan yaratıklar.

Güncelerden çıkıp, buralara geldik. Günce aslında tarihe düşülen kişisel notlardı. Bugün evrimleşti. Gözlere sokulan saçma notlar haline geldi. Toplumun cehaleti gözönüne alındığında; böylesi böbürlenen, kendisini olmadığı bir şey gibi gösterenler daha çok değer kazandı. Bunun sebebi, değeri taşıdığı bilgiyle kanıtlanmış olan, aslında hiçbir değeri olmadığı halde, değerliymiş gibi yutturulmaya çalışılandan daha ağır. Gerçek değeri sorgulamak, anlamak, yorumlamak gerekirken; değerliymiş gibi yutturulan için böyle bir çabaya gerek yok. Düşünmekten, sorgulamaktan aciz cahil toplumunda işine gelen tamda bu. Beynini yormayan şeylere pirim vermek.

Hayat hepimize, sosyal medyadaki 5 saniyede görüp unuttuğumuz iletiler gibi gelmeye başladı. Balık hafızamız daha çok büyüdü; her şeyi 5 saniyelik evreler halinde bölümledik, geçeni unuttuk. Bilgi, zor elde edilip, kalıcı olanken; bilgisizlik, saniyelik bölümler.e beynimizi sahte bilgi çöplüğüne çevirdi. Bunun yanında iler tutar yanı olmayan, saçma bir eğitim sisteminin, yeni yetişen nesilleri köreltmesi her şeyin tuzu biberi oldu.

Dışarıda gezerken, gözlemlediğim gördüğüm hemen her insanın, dijital, sanal, zahiri kişiliklerini de düşünmeye başladım. Acaba, sosyal medyada nasıl birisi olarak kendisini tanıtıyor? Komik ama gerçek. Kendisi olmayı başaramamış bir insana, herkes olabileceği bir alet veriyorsunuz eline.




Yayınlar hakkında görüş ve düşüncelerinizi yorum olarak yazabilir, bloğumu takibe alabilir, mail listemize kaydolabilirsiniz. Beğendiğiniz yazıları sosyal sitelerde paylaşarak dostlarınızı haberdar edebilirsiniz. Geldiğiniz için teşekkürler.
Share on Google Plus

0 yorum: