Egolarınıza Sahip Çıkınız



Egonun sınırlı bir gerçekliği vardır ve sadece kendi bakış açısını, kendi yaratmış olduğu dünyasını ve hatta kendi sevme şeklini kabul eder. Arkadaşlarımız, işyerindeki ortamımız ya da romantik bir ilişki ile ilgili olsun, egodan daha yıkıcı ve zararlı bir duygu bulabilmek neredeyse imkansızdır.
Ego, her şeyin kendi istediği gibi olmasını ister; dünya ona göre dönmeli, hayat onun değer yargılarına göre akmalıdır. Beklenmedik ya da kendiliğinden oluşan koşulları, kontrolü dışında meydana gelen olayları veya birinin kendi özgür iradesini ortaya çıkartmasını hiç sevmez.
Birini tüm kalbimizle sevebilmek için, egoyu hayatımızdan çıkarmalıyız. Bu sayede, insanlar bizi gönüllerince sevebilir, bizim istediğimiz şekilde değil kendi özgür iradelerine göre hareket edebilirler. Kendiliğinden oluşan ve tüm kalbimizle sunduğumuz sevginin, aşkın en saf ve tam hali olduğu şüphe getirmez bir gerçektir.

Ego maskesinin altından ne gizli?

İlk bakışta takdire şayan erdemler sergileyen insanlarla bir ilişkiye başlamak gayet normal bir durumdur. O kişinin yanında güvende hissetmek, bir duruş ya da bir bakış, kendine dair özgüvenin belli olması ve hatta koruyucu yaklaşım gibi özellikler ilk başlarda başımızı döndürebilir.
Bununla birlikte, bu ilk başlarda cezbedici konumdaki koruyucu yaklaşım zaman içinde bir saplantı haline gelip kontrol etme dürtüsüne dönüşebilir. Yani, ilk başlarda korumacılık olarak algıladığımız durum aslında, ‘koruyucu’da oluşan, kontrolü kaybetme ve zayıflıkların ortaya çıkma korkusudur.
Büyük egolu insanlar, her şeyden önce, başkaları ve özellikle de partnerleri tarafından kabul görmeyi isterler, çünkü kendilerini olduğu gibi kabul etme yetileri yoktur. Bunun nedeni de, hayatta kalabilmek için egoları ile örtbas etmeye çalıştıkları korkularıdır.
Gerçekte, sevdiğimiz kişinin egosunu söküp atmak hiç de kolay değildir. Bir kere durumun farkına varınca, ya da hayran olduğumuz özelliklerinin aslında iki ucu keskin bir bıçak olduğunu ve bize kabul ettirmek için kendileri adına beklentiler yaratırken, aslında egolarını bir kalkan olarak kullandıklarını öğrendiğimizde, şundan emin olabiliriz: bu tür insanların, bu şekilde davranarak yapabildikleri tek şey, toyluklarını gizleyebilmek adına, baskın bir karakter süsü takınarak ve sağlıksız bağlılık göstergesi ile içlerindeki boşluğu doldurmaya çalışmaktır.

Egonun bin bir yüzü

Egonun birçok yüzü vardır ve bunlardan bazılarını zaten biliyorsunuzdur:
  • Mağduriyeti bir silah olarak kullanmak.
  • Başkalarını düşünmeden, yaptıkları, söyledikleri ve ifade ettikleri her şey için kabul görmeyi istemek.
  • Egolarını tatmin etmek adına size çile çektirmek.
  • Kendilerinin yarattığı sorunlar ve ya durumlar için başkalarını sorumlu tutmak.
  • Oluruna bırakmayı, yeni şeyler denemeyi veya rutinden sapmayı reddetmek.
  • Kendi yaşam alanınızda, kendi hobilerinizin tadını çıkarmaya izin vermemek.
  • Kişisel gelişiminizi engellemek.

Egoyu yok etmeyi öğrenmek

Egonun bizi olgunlaşmış bir sevgiden mahrum bıraktığını görmeliyiz. Olgunlaşmış bir sevgi, sevdiğimiz insana, tüm kalbimizle ve özgürce sunulur. Yani, ortak paydamızdaki sevginin üstüne titrerken, birbirimizin hayatlarına da saygı duyabiliriz.
Partneriniz bir ego abidesi ise, ilişkinin en başında sınırlar koyar, sevginin biri insanın içindeki boşluğu dolduramayacağı fikri ile hareket eder. Aksine sevgi insana sınırlar çizmez; onu tamamlar ve kişiliğinin oluşmasına yardım eder.
Egomuzun kendi yapmak istediği şeylerden vazgeçip, olduğu gibi yaşamaya başlamalıyız. İşte o zaman, hiçbir şeye bağlı olmayan bir özgürlüğü, herkesin kendinden sorumlu olduğu, ortak bir paydada buluşabildiği sevgiye dair farkındalığımızın farkına varabiliriz.
Birçoğumuzun, duygusal açıdan biraz egoist olduğunu kabul edelim. Ama her şey de ayarında güzeldir. Eğer egoyu kendi kafasına göre hareket edecek şekilde bırakırsak, hayatın gerçekleri yerine, egonun yarattığı sahte ihtiyaçları ve olumsuzlukları görürüz.
Görseller: Benjamin Lacombe ve Toon Herlz tarafından oluşturulmuştur.


Yayınlar hakkında görüş ve düşüncelerinizi yorum olarak yazabilir, bloğumu takibe alabilir, mail listemize kaydolabilirsiniz. Beğendiğiniz yazıları sosyal sitelerde paylaşarak dostlarınızı haberdar edebilirsiniz. Geldiğiniz için teşekkürler.
Share on Google Plus

0 yorum: